Gençleştiren ve Enerji Veren Güç: Koenzim Q10

Koenzimin güçlü etkileri ile tanışmaya ne dersiniz?

Eminim pek çoğunuz bu ismi özellikle kremlerde oldukça sık duymuşsunuzdur.Çünkü özellikle cilt bakım ürünlerinde baş tacı olan bu bileşik oldukça güçlü bir antioksidan ve cilt yenileyici etkiye sahip.Ama tabiki biz sadece bununla ilgilenmiyoruz pek çok hastalığa karşıda oldukça etkili kendisi. Önce biraz koenzimi tanıyalım isterseniz; coQ10

İnsan ve hayvanlarda doğal olarak sentezlenebilen yağda çözünen vitamin benzeri bir bileşik olup canlıya enerji vermekle görevlidir.  Kısaca bu şekilde tanımlasak da olayın özü sadece enerjide bitmiyor gelin bakın daha ne kadar güzel etkileri var:

 

pexels-photo-720815.jpeg

Enerji demişken önce enerjisinden bahsedelim. Tükettiğimiz gıdaları enerjiye çevirmekle görevli olduğu için diyet yapan kişilerde veya mevsimsel geçişlerde hissettiğimiz kronik yorgunluklarda ekstra enerji kazanımı sağlamak adına oldukça güzel bir takviye.

 

  • Oldukça güçlü bir antioksidan olduğu için özellikle kalp ve kardiyovasküler sistem üzerine olumlu etkileri bulunmakta. Kalp krizi geçiren bireylerde ek olarak kullanıldığında hayat kalitesinin arttığı ve tekrar kalp krizi geçirme riskinin azaldığı görülmüş. Bununla birlikte kalp yetmezliği olan bireylerde ise vücutta oluşan ödemlerin atımını kolaylaştırıp kişinin hareket etme potansiyelini arttırdığı gözlemlenmiş.
  • Yüksek tansiyon hastalarında yapılan bir çalışma ise olumlu sonuçlanmış yeterli sodyum alımı ile birlikte tansiyon normal seviyelerde seyretmeye başlamıştır.koenzim-q10-nedirYüksek kolesterol şikayeti olan kişiler üzerinde yapılan bir çalışmalarda kişilerde koenzim Q10 eksikliği belirlenmiş. 53 kişilik erkekten oluşan bir gruba 2 hafta boyunca koenzim Q10 takviyesi verilmiş ve bu 2 haftanın sonunda kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol seviyelerinde ortalama %12.7 azalma tespit edilmiş.
  • Bazı kanser hastaları üzerinde yapılan çalışmalarda ise tümörlerin yayılmasını engellediği  ve boyutlarını küçülttüğü gözlemlenmiş.

pexels-photo-774866.jpeg

Koenzim hücre yenilenmesinde ve canlılığını korumasında oldukça etkili bu nedenle cilt yenilenmesi ve kırışıklıkların azaltılması için üretilen pek çok dermotolojik üründe yer almaktadır.

 

 

  • Konstantrasyon ve dikkat eksikliği gibi sorunlarda da kullanılabilmektedir.
  • Yeterli çalışma olmasa da erkeklerde sperm hareketliliğini ve kalitesini arttırmaya yönelik çalışmalar olmuştur. Bununla bilikte AIDS  gibi hastalıklarda bağışıklığın güçlenmesi amacı ile ve migren tedavisinde de kullanılmaktadır.

Koenzim Q10  vücut tarafından salgılanıyor fakat yaşla birlikte üretimi de azalıyor tabiki amaaa panik yok! Yediklerimizle  alabildiğimiz gibi takviye edici gıda olarak da alabiliyoruz. Bu sayede bu harika bileşikten daha fazla yararlanabiliyoruz.  Günlük alım miktarı tam olarak netleşmemiş olsa da aşırı ek olarak alınmadığı sürece herhangi bir yan etkisi veya zararı bulunmamakta. Ancak bazı ilaçlarla etkileşime geçebilir veya etkisini azaltıcı etkisi bulunabilir o nedenle; kan sulandırıcı ilaç, kemoterapi ilaçları veya tansiyon ilacı gibi ilaçlar kullanıyorsanız mutlaka doktor gözetiminde almanız gerekiyor.

Koenzim Q10 içeren besinler:

pexels-photo-533325.jpeg

En çok kırmızı et ürünlerinde ve sakatatlarda bulunuyor bununla birlikte tavuk etinde de bulunmakta

Somon ve ringo gibi yağlı soğuk deniz balıklarında da iyi miktarda bulunuyor.

 

Az miktarda da olsa: Yer fıstığı, şam fıstığı, badem gibi yağlı tohumlarda bununla birlikte brokoli ve karnabahar gibi sebzelerde de bulunmaktadır.

DÖRT GÜÇLÜ BAHARAT

Hayatınıza hem lezzet hem sağlık katacak 4 baharat …

Günlük hayatta yemeklerin lezzetine lezzet katmak için pek çok baharat kullanıyoruz. Yemeklerin üzerine ektiğiniz tatlandırmak için attığınız bir tutam toz baharat belki de sizi birçok hastalığa karşı koruyor… Baharatlar çok güçlü etkilere sahip.  Bu noktada hemen bir tavsiye vermek istiyorum yemeklerinizi tatlandırmak için tuz kullanmak yerine mümkün olduğunca baharatlardan yararlanmalısınız böylece hem gereksiz tuz tüketiminden kurtulmuş olacaksınız hem de pek çok hastalığa karşı korunmuş olacaksınız. Gelin size özellikle günlük hayatta daha az kullandığımız ama oldukça yararlı olan 4 büyük baharatın yaraları hakkında bilgi vereyim…
KETEN TOHUMU:
Keten tohumu yüksek oranda omega 3 içeriyor. Bu sayede tam bir kalp dostu. Kalp damar hastalıklarına iyi geliyor; LDL kolesterolü ve trigliserid seviyesini düşürüyor. Oluşturduğu tokluk hissi sayesinde gereksiz atıştırmalar yapmaya karşı sizi engelliyor. Aynı zamanda hem bağırsak hemde sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağladığı için kilo kaybını kolaylaştırıyor. Bağırsak sisteminin çalışmasıyla kabızlığın önlenmesine de yardımcı oluyor. Konsantrasyonu arttırıyor böylece yaşa bağlı oluşan dikkat dağınıklığına ve unutkanlığa iyi geliyor; hafızayı güçlendiriyor. Egzema gibi deri hastalıklarının iyileşmesine yardımcı oluyor ve haricen kullanıldığında yaraların daha çabuk iyileşmesini sağlıyor. Tüm bunların haricinde içeriğindeki B12 sayesinde sinir sistemini güçlendiriyor. Ruhsal bozukluklara iyi geliyor. Solunum yolu rahatsızlıklarına ve öksürüğe iyi geliyor. Kan şekerinin düzenlenmesine ve yüksek tansiyona karşı da oldukça etkili.
KİMYON:
Safra salgısını uyararak bağırsak gazlarının dışarı çıkmasını sağlıyor. Hazımsızlığı gideriyor, sindirimi rahatlatıyor. Bu nedenle özellikle kurubaklagil yemeklerinde kimyon kullanmanızı tavsiye ediyorum. İçerdiği demir minerali sayesinde besinlerin emilimini kolaylaştırıyor ve adet dönemlerinin daha rahat geçmesine yardımcı oluyor. Kimyon çay olarak tüketildiğinde ise adet düzensizliğine iyi geliyor. Kış hastalıklarına karşı koruyucu etkiye sahip. Anne sütünü arttırmaya yardımcı oluyor. Ancak hamilelerin fazla kimyondan kaçınması gerekiyor. Yapılan çalışmalar düzenli kimyon tüketiminin daha rahat ve düzenli uyku sağladığını göstermiş. Aynı zamanda sinirleri yatıştırıcı etkisinin de olduğu biliniyor(çay olarak tüketildiğinde) . Hormonların düzenlenmesine yardımcı oluyor.
ZERDEÇAL:
Köri tozunun temel öğelerinden biri olan zerdeçal Asya’da uzun yıllardır doğal ilaç olarak kullanılıyor. Etken maddesi “curcumin”dir. Curcuminin E ve C vitaminine göre daha güçlü antioksidan etki gösterdiği bulunmuştur. Çok güçlü bir antioksidan özelliği sayesinde kansere karşı güçlü bir koruyucu ve tümör hücrelerinin çoğalmasını engelleyici özelliğe sahip.Bunun yanı sıra iltihap giderici etkisi bulunuyor. Karaciğerdeki toksinleri gidermeye yardımcı oluyor. Solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılıyor. Safra kesesi ve safra yollarını fonksiyonel hastalıklara karşı koruyor.  Kolesterolü düşürücü etkisi sayesinde kalp hastalıklarına karşı koruyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Sigaranın yarattığı zararı azaltmaya yardımcı oluyor. Zerdeçalın ayrıca kistik fibroz hastalığının tedavisinde etkili olabileceği yapılan araştırmalarla gözlemlenmiştir. 200mg/gün’lük dozlarda(yaklaşık3-4 silme tatlı kaşığı)antiantienflamatuvar, antikanserojen ve antiaterojenik olduğu gösterilmiştir.İşte size bomba gibi bir haber daha : eğer zerdeçalı karabiber ile beraber tüketirseniz etkisini %200 oranında arttırıyorsunuz tabi kolay emilim sağlayabilmek adına zeytinyağı da eklerseniz alın size bomba gibi bir iksir. (bu karışımı önceden hazırlayıp salatalarınıza sos olarak kullanmanızı tavsiye ederim)
ÇÖREK OTU:
İçerisinde pek çok yararlı mineral içeren çörek otu içeriğindeki nigellon ve thymoquinon sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahip. Aynı zamanda çok iyi bir antioksidan özelliği taşıyor. Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini arttırıyor. İltihap oluşumunu engelleyici etkisi sayesinde eklem iltihaplanmalarına karşıda iyi geliyor. Özellikle yağı başta meme ve prostat kanseri olmak üzere pek çok kanser türüne karşı yavaşlatıcı etki gösteriyor. Çörek otunun düzenli tüketimle beraber; antikansorejenik, antiülserojenik, antibakteriyel,antiiflamatuar ve analjenik, antioksidan, hipoglisemik, bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi bulunuyor. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda karaciğer kanserine karşı etkili olduğu gözlenmiş. Vücutta biriken toksik zehirleri baskıladığı ve etkisini azalttığı biliniyor. Pankreasta insülin salınımı yapan beta hücrelerini uyararak kan şekerini düzenleyici etki sağlıyor. Özellikle günümüzde sık sık görülen alerjik durumlara karşı da çörek otunun faydası yüksek. Alerjenik reaksiyonlara karşı vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Üniversitesinde yapılan araştırmalarla kanıtlanmış. Egzama gibi rahatsızlıklara karşı iyi geliyor. Mide zarını tahriş eden etkenlere karşı mideyi koruyor mideyi rahatlatıyor ve reflüye iyi geliyor. Kalp hastalıklarına sebep olan homosisteini timokinon içeriği sayesinde düşürücü etki gösteriyor. Kalp-damar dostu olan çörek otu kolesterolü düşürüyor bunun yanı sıra hipertansiyona iyi geliyor. Hormon sistemini düzenlediği için ruh halini sağlamlaştırıyor ve yorgunluğu gideriyor…
Bu yazıyı okuduktan sonra tuzu bırakıp daha çok baharatlara yöneleceğinizi umuyorum. Gün içerisinde mümkün olduğunca çeşitli baharatlardan yararlanmaya çalışmalısınız. Bu baharatların bilinen yan etkileri yoktur. Ancak hep söylediğim gibi sağlıklı diye dozu kaçırmamak lazım bu nedenle sadece ihtiyacınız kadar ve gerektiği kadar kullanmalı fazla kullanımdan kaçınmalısınız.
                                   Lezzetli Günler Dilerim ….

EN DOĞAL 9 TATLANDIRICI

Bütün tatlıların tadına bakıp, evde çeşit çeşit tatlılar kekler yapıp uzaktan bakmak yerine doya doya tatlı yemek istiyorsanız en doğalından tariflerinize tat verecek olan besinlere bir göz atalım.

dogal-tatlandiricilar

Bütün tatlıların tadına bakıp, evde çeşit çeşit tatlılar kekler yapıp uzaktan bakmak yerine doya doya tatlı yemek istiyorsanız en doğalından tariflerinize tat verecek olan besinlere bir göz atalım.

Anlatacağım tatlıların hiçbiri piyasadaki yapay tatlandırıcılar değil, tamamen kullanılabilir, doğal ve sağlıklı ürünler hakkında olacak o nedenle güvenle kullanabilirsiniz.

 

HoneyDoğal bal: Hepimizin bildiği severek kullandığı bir doğal tatlı. İçeriğinde enzimler, antioksidanlar, demir, çinko, potasyum, kalsiyum, fosfor, B6 vitamini, riboflavin ve niasin bulunuyor. Özellikle soğuk algınlıklarında tedavi edici olarak akla gelen ilk isimlerden. Tabi kullanacağınız balın doğal olması çok önemli bir nokta. 1 yemek kaşığı yaklaşık 64 kalori yapıyor o nedenle miktar her zamanki gibi tüketim miktarı önemli 🙂

Gelelim balın kullanım şekline:

Balı ısı kullanarak tüketmek yani günümüzde sıkça kullanılan şekliyle kek, tatlı vs yapımında kullanmak aslında çok zararlı. O nedenle balı ısı ile temas ettirmeden çeşitli soslarda, ekmeğin üzerine sürerek veya meyvelere bir miktar dökerek tüketebilirsiniz

 

steviaStevia: Daha öncede bahsetmiş olduğum bu tatlandırıcı özellikle Güney Amerika’da uzun yıllar boyunca diyetlerde kullanılan bir bitki. En az şeker kadar tatlı ve tamamen doğal olması pek çok yapay tatlandırıcının önüne geçmesine olanak sağlıyor. Üstelik sıfır kalori-sıfır karbonhidrat. 

Kullanımı: Isıya karşı dayanıklı olduğu için keklerinizin, tatlılarınızın içerisinde gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Dikkat edilmesi gereken nokta ise şekere oranla 200 kat daha tatlı olduğu için şekerden daha az miktarda kullanmanız gerekiyor.

 

hurma-1Hurma: Potasyum, bakır, demir, manganez, magnezyum ve B6 vitamini ile yüklü olmasının yanında daha pek çok mineral ve bolca lif içermektedir. Yapılan bazı araştırmalarda LDL kolesterolü düşürücü etkisi olduğu da gözlemlenmiş. Bunun yanı sıra güzelde bir hafıza güçlendirici besin gün içerisinde de enerji kazanımınızı arttıracak bir meyve.  1 adet orta boy hurma ortalama 40-45 kalori. 

Kullanımı: Tatlı yerine kullanılırken genellikle sıcak suda bekletilip yumuşayınca blenderdan geçirilerek daha sonra diğer malzemelerle beraber yapıştırma tekniği kullanılarak uygulanır. Genellikle enerji topları yaparken kullanılıyoruz. Bununla ilgili örnek bir tarife buradan ulaşabilirsiniz.

 

coconut-sugar.jpgHindistan Cevizi Şekeri: Son zamanlarda benimde sık sık tercih ettiğim ve tadını sevdiğim bir şeker. Genellikle hindistan cevizi sütü ve yağı tüketiliyor üstelik oldukça lezzetli ve son derece sağlıklı. Buradan hindistan cevizi yağının kullanım alanlarını da okuyabilirsiniz.Hindistan cevizi çiçeğinin öz suyundan yapılıyor, görünümü esmer şeker gibi ancak glisemik indeksi ve fruktoz oranı çok daha düşük. Yani diğer şekerlere oranla hem daha sağlıklı hem daha kullanılabilir. Üstelik tadında da herhangi bir aroma yok tıpkı şeker gibi. 1 yemek kaşığı 45 kalori.

Kullanımı: Aynı normal şeker kullanır gibi her alanda ve her şeyle beraber kullanabilirsiniz. Tadı da aynı şeker gibi olduğu için bütün tariflerde aynı şeker ölçüsü ile hindistan cevizi şekerini kullanabilirsiniz.

 

maple-syrupAkçaağaç şurubu(maple syrup): Üretim aşaması zor ama bir o kadar faydalı bir şurup. Adını aldığı ağacın öz suyunun işlenmesi ile elde ediliyor. Çok sağlam bir manganez kaynağı olmasının yanı sıra magnezyum, demir, fosfor, potasyum, çinko, kalsiyum ve riboflavin de içeriyor. Antioksidan özelliği ile bilinen bu şurup oksidatif hasarı azaltmaya da yardımcı. 1 yemek kaşığı 52 kalori.akcaagac-surubu-maple-syrup-nasil-yapilir

Kullanımı: Isıya karşı dayanıklı olduğu için her tarifte uygulayabilirsiniz. Özellikle pancakelerle arası çok iyi bu şurubun. Muhteşem bir uyum içerisindeler.Bunun yanı sıra evde granola yapmayı sevenlerinde gönül rahatlığı ile kullanabileceği bir doğal tatlandırıcı.

 

 

 

pekmez

Karaüzüm Pekmezi: Organik pekmez aslında hepimizin bildiği gibi oldukça besleyici özelliğe sahip; bakır, kalsiyum, demir, potasyum, manganez, selenyum ve B6 vitamini bakımından zengindir. Pek çok pekmez türü vardır çoğuda bildiğiniz gibi meyvelerden elde ediliyor yani fruktoz oranı doğal olarak yüksek. Kan şekerini de oldukça hızlı bir şekilde yükseltmeye sebep olabilecek bir besin. Besleyici olduğu için özellikle demir eksikliği olanlar lütfen kaşık kaşık gereğinden fazla tüketmeyin. 1 yemek kaşığı ortalama 40 kalori ancak tabi yapıldığı meyveye göre değişkenlikte göstermekte.

Kullanımı: Pekmez çeşitleride aynı balda olduğu gibi ısıtılarak kullanılmaması gereken tatlandırıcılardan yani soğuk bir şekilde ekmeğin üstünde, meyvelerin üzerinde tüketebileceğiniz bir besin. Aslında pekmezin size yararlı olup olmaması üretim aşamasından itibaren sorgulanması gereken bir soru çünkü yapım aşamasında çok yüksek ısıda kalmışsa o pekmez şifa kaynağından ziyade kanser yapıcı etkiye sebep olabiliyor. Bu durumda pekmezi yüksek ısıda değil düşük ısıda uzun süre pişirilmiş olduğuna emin olduğunuz yerlerden almanız daha mantıklı.

 

balsamicBalzamik Sirke:“Aceto Balsamico” olarak da bilinen balzamik sirke, İtalya’nın Modena bölgesinde yetişen beyaz Trebbiano üzümlerinden yapılır. Sidirimi kolaylaştırıyor, hormonları düzenliyor, kadınlarda vajinal enfeksiyonlara iyi geliyor. Çok eski zamanlarda balzamik sirke iştahı açan, insanı sakinleştiren, soğuk algınlığını iyi eden, kalbi ve kondisyonu güçlendiren, uyurgezerliği ve boğaz iltihabını tedavi eden bir iksir olarak görülüyor, bu sıvı altın, barışın simgesi sayılıyordu.1 yemek kaşığı yaklaşık olarak 10-20 kalori arası.

Kullanımı: Özellikle gurmelerin sıklıkla tercih ettiği balzamik sirkeyi sos olarak kullanmanız daha doğru olur. Isı ile temasında tadını kaybedebileceği için o şekilde kullanımı pek önerilmez.

 

banana-puree2Muz Püresi: Bildiğiniz gibi potasyum yönünden ve lif açısından oldukça zengin. Bu yönünden dolayı diğer meyveler kıyasla daha uzun süre tok tutabiliyor. Muz asla hayır diyemeyeceğim bir meyve mesela şuan bu yazıyı yazarken bir yandan da ara öğün olarak muzumu mideye indiriyor olabilirim :))) Muz hep diyetlerde yasak meyve olarak sunulsa da miktara dikkat ettiğiniz sürece bence asla yasak bir meyve değil tabi aksine sebep olacak derecede bir rahatsızlığınız olmadığı sürece. 1 orta boy muz ortalama 70-75 kaloriye sahip.

Kullanımı: Muzun üzerine biraz bal ekleyip yanında cevizle yiyin sonra çıkın dışarı koşun diye bir tavsiye verebilirim. Bunun yanı sıra pek çok diyet kek, muffin, smoothie vs yapımında oldukça sıklıkla kullanılıyor. İşte size örnek bir tarif.  /   Ve bir tane daha.

 

jamOrganik Reçel: Hazır reçeller değil anne eli değmiş o nefis reçellerden bahsediyorum. İçeriğinde meyve olduğuna emin olduğunuz reçellerden yani. Tatlı ihtiyacına birebir bir çözüm. Tabi meyveden elde diliyor sonuçta napıyoruz tüketim miktarına dikkat ediyoruz.1 yemek kaşığı reçelin kalorisi ise yapılan meyveye göre içine eklenen şekere göre değişmekte.

Kullanımı: Reçeli doğal haliyle kullanabileceğiniz gibi şeker eklemeden yaptığınız kek, pancake vb yemeklerinizin üzerine ekleyebilirsiniz.

 

Sağlıklı Yaşam İçin 10 Harika Besin

Sağılığınıza sağlık katacak 10 harika besin

21218_08b180693744bdac9786b945b3f6b240

Merhabalar bugün sizlere Mayo Clinic’in seçmiş olduğu 10 harika besinden bahsetmek istiyorum. Öncelikle sağlıklı bir diyetin yani sağlıklı beslenmenin olmazsa olmaz maddelerine bir göz atalım:

  • Vitamin, mineral ve lif içeriğinin zengin olması
  • A, E vitaminleri ve beta karotenler gibi antioksidan bileşenler açısından zengin olması
  • Kalp rahatsızlıkları ve diğer sağlık sorunları risklerini azaltıcı özellikte olması
  • Çabucak hazırlanabilir veya bulunabilir olması

İşte bu özelliklerin hepsini veya en az üçünü taşıyan 10 besin bakalım hangileriymiş:

Almond

İlk besin tabiki benim vazgeçilmezim ve yazdığım diyetlerimin baş tacı olan BADEM; Lif, demir, riboflavin ve magnuzyum gibi besin ögeleri ile doludur, aynı zamanda yaklaşık olarak 30 gr.lık bademdeki E vitamini diyetle alınması gereken miktarın(RDA) %30 unu karşılıyor. Bunun yanı sıra bademde bulunan yaların büyük kısmı tekli doymamış yağlardan oluşur bu sayede kolesterol problemi yaşayanlar için oldukça ideal bir besindir, yüksek kolesterolü (kötü kolesterolü) düşürmeye yardımcı olur.Unutmadan, bademi kavrulmuş değil çiğ tüketmeye özen gösteriyoruz.

 

elmaElma: Kolesterolü ve glikoz seviyelerini düşürebilen iyi bir çözünür lif kaynağı. Özellikle taze elmalar aynı zamanda iyi bir C vitamini yani hücreleri hasarlara karşı koruyan iyi bir antioksidan kaynağı. C vitaminin bir diğer özelliği bilindiği gibi demir emilimi arttırmasıdır. Demir eksikliğiniz varsa beslenmenize eklemeniz gereken bir meyvedir kendileri. Bunun yanı sıra bağ dokusu ve kollajen oluşumuna yardımcı olur, damarlarınızın sağlığını korumanıza da yardımcı olur.

 

blueberry

Taze yabanmersini / blueberry: Mayo Clinic derki; “Bilim adamları, yaban mersine, kalp rahatsızlığı, diyabet ve bazı kanserler gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilecek bileşiklerle (bitki besleyicileri) yüklendiğini göstermiştir. Yaban mersini de kısa süreli belleği artırabilir ve sağlıklı yaşlanmayı teşvik edebilir. ” Bunları yanı sıra yabanmersini düşük kalorili bir lif kaynağıdır 3/4 bardak taze yabanmersini 2.7 gr lif ve 10.8 mg C vitamini içermektedir.

 

brokoliBrokoli: Brokoli iyi bir folat kaynağı olmanın yanı sıra fito besinleri de içerir.Nedir fito besinler; Karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller gibi yaşamımızı sürdürebilmemiz için almamız gerekmeyen fakat bizi pek çok hastalıktan koruyucu antioksidan gibi besin maddeleridir. Hücrelerdeki oksidatif stresi atmamıza da olanak sağlarlar.Tekrar brokoliye dönecek olursak; brokoli aynı zamanda elmada bahsettiğimiz gibi iyi bir antioksidan olan C vitamini için de mükemmel bir kaynaktır. Aynı zamanda mükemmel bir A vitamini kaynağıdır ve göz sağlığını korumakta yardımcıdır.

 

meksika-fasulyesiKırmızı Fasulye (Meksika fasulyesi):Demir, fosfor ve potasyum için iyi bir kaynaktır.Protein ve lif içeren az yağlı bir kaynak olup vejetaryen içinde harika bir seçimdir.Bun yanı sıra kırmızı fasulye fitobesinlerde içermektedir.

 

 

somonEn sevdiğim balık SOMON: Somon, omega-3 yağ asitleri içerir. Omega-3 ani kalp krizine neden olan düzensiz kalp atışlarına karşı da koruma sağlar bunun yanıs sıra trigliserid düzeylerini düşürmeye, arter tıkanıklığı plaklarının büyümesini azaltmaya, kan basıncını düşürmeye ve inme riskini azaltmaya yardımcı olur. Somon, omega-3’ün yanı sıra doymuş yağ ve kolesterol oranı da düşük olan iyi bir protein kaynağıdır.

 

ispanakIspanak: Ispanak A ve C vitamini ve folat bakımından yüksektir. Aynı zamanda iyi bir magnezyum kaynağıdır. Ispanaktaki bitki bileşikleri bağışıklık sisteminizi artırabilir şöyle ki; Ispanakta bulunan beta karotenler ( lutein ve zeaxanthin), maleküler dejenerasyon ve gece körlüğü gibi yaşa bağlı görme hastalıklarının yanı sıra kalp rahatsızlığı ve bazı kanserlere karşı da koruyucu niteliktedir.

 

tatli-patates

 

Tatlı patates: Tatlı patateslerin koyu turuncu-sarı rengi antioksidan beta karoten açısından yüksek olduğunu gösteriyor. Vücudunuzda A vitamini haline dönüştürülen beta karoten gıda kaynakları, yaşlanmayı yavaşlatabilir ve bazı kanser riskini azaltabilir. A ve C vitaminleri için mükemmel bir kaynak olmanın yanı sıra, tatlı patatesler iyi bir lif, B-6 vitamini ve potasyum kaynağıdır. Tüm sebzeler gibi, kalorileri diğer besinlere oranla daha düşüktür. Büyük bir tatlı patatesin yarısı sadece 81 kaloriye denk geliyor.

 

 

sebze-suyuSebze suyu: Sebze suyu, çiğ halde sebzelerde bulunan vitamin, mineraller ve diğer besleyicilerin çoğuna sahip olup, sebzeyi diyetinize dahil etmenin kolay bir yoludur. Sebze suyu sayesinde normalde yiyemeyeceğiniz kadar çok çiğ sebzeyi içerisindeki vitaminlerle beraber almanızı sağlıyor. Tabi bu esnada lif oranı biraz daha düşebiliyor fakat daha çok vitamin ve mineral almış oluyorsunuz. Örnek olarak benimde diyet listelerinde de vermeyi sevdiğim domates suyu likopen (başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kanser çeşidi riskini azaltabilecek bir antioksidan) içerir. İçerisine birazda karabiber ekleyerek muhteşem bir antioksidan deposunu içebilir aynı zamanda bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz.

 

wheat-germ-oats-5361Buğday ruşeymi: Buğday ruşeymi, yeni bitki filizinin gelişmesinden ve büyümesinden sorumlu tohumun parçasıdır. Sadece küçük bir parça olmasına rağmen, birçok besin ögesi içerir. Tiamin için mükemmel bir kaynak olmasının yanı sıra folat, magnezyum, fosfor ve çinko için iyi bir kaynaktır. Bu ufacık tohum aynı zamanda protein, lif ve bir miktar yağ içerir. İster çorbanıza, ister salatalarınıza, ister yoğurdunuza biraz serpiştirip bu güzel tohumundan faydalanın.

 

 

Eee o zaman bu akşamın yemeği belli oldu fırında somon yanına buharda haşlanmış brokoli ve fırında tatlı patates.Afiyet olsun…

tarif.jpg

Hindistan Cevizi Yağını Evinize Sokmak İçin 10 Neden

Hem cildinize hem sağlığınıza iyi gelecek bu yağı yakından tanımaya ne dersiniz?

hindistanceviziyagi-620x400

Biraz uzun bir aradan sonra artık toparlanma vaktinin geldiğini düşündüm vee işte tekrar buradayım. Yazmayı çok sevsem de konu bulmakta zorlanıyorum maalesef o nedenle böyle ara verme olayları olabiliyor. Neyse geçelim bugünkü konumuza “Hindistan Cevizi Yağı”.

Ben bu yağın besinsel değerlerini vücuda yararlarını elbette biliyordum fakat çok yakın bir arkadaşıma aldığım rimelin gözümden çıkmayışına yakınırken bana Hindistan cevizi yağı ile gözünü temizle en inatçı rimeller bile onunla çıkıyor demesiyle hemen denedim ve sonuç tabiki muhteşemdi.  Sonrada benim canım takipçilerim ve danışanlarımda bu yağın etinden sütünden faydalansın istedim ve başladım yazmaya.

Öncelikle kendi alanımdan başlayıp vücut için yararlarından bahsetmek istiyorum.

  • Hindistan cevizi yağı yüksek ısıya dayanıklıdır. Buda onun çok çabuk bozulmamasını doğal olarak sizlerinde zarar görmemesini sağlıyor. Evde omlet yaparken veya ufak tefek sote yada kızartma işlemlerinizi hindistan cevizi yağı ile yaparsanız çok daha sağlıklı bir besin elde edersiniz.
  • Sağlıklı atıştırmalıklara tat veriyor. Ara öğün niyetine kullanabileceğiniz besinler maalesef bazen tatsız tuzsuz olup bizi çileden çıkarabiliyor. Öyleyse napıyoruz? Yapım aşamasında bir miktar Hindistan cevizi yağı ekleyip hoş bir aroma elde ediyoruz ve yediğimiz besinden zevk alıyoruz.
  • Hindistan cevizi yağı her ne kadar doymuş yağ olsa da oldukça besleyicidir ve orta zincirli yağ asitleri içermesi sayesinde yüksek kolesterolü düşürücü ve metabolizmayı canlandırıcı etkisi bulunmaktadır.
  • hindistan-cevizi-yagi2Ağız bakımında birebir! Evet, Oil Pulling yani yağ çekme; diş ve diş etlerinizi toksinlerden, zararlı bakterilerden arındırmak ve temizlemek hatta beyazlatmak için kullanılan çok eski bir yöntemdir. 1 çorba kaşığı yağı 20 dk ağzınızda çalkalayın. Dişlerinizin arasından geçirin ve ağzınızdaki bütün noktalara temas etmesini sağlayın. Yalnız önemli bir uyarı! Dikkat edilmesi gereken nokta bu yağın asla yutulmaması gerektiğidir. Çünkü bu çalkalama esnasında antibakteriyel etkisi ile bütün mikroplar toplanmış olacaktır takdir edersiniz ki o şekilde bir yağı yutmak çok da sağlıklı olmayacaktır.
  • Hindistan cevizi yağı antimikrobiyal, antibakteriyal ve antioksidandır. Bakteri ve mantar oluşumunu önlediği gibi serbest radikallere karşıda savaşır.

 

Ufak bir hatırlatma yapıp güzellik ipuçlarına geçiyorum. Hindistan cevizi yağı oda sıcaklığında hafif katı bir kıvamdadır. Soğuk sıkım bir yağdır. Ancak elinize bir miktar aldığınızda hemen eriyecektir. Aldığınız Hindistan cevizi yağının oda sıcaklığında hangi formda olduğuna dikkat ederek almanızı tavsiye ederim.

  • En kaliteli makyaj temizleyicilerinizi bir kenara hindistan cevizi yağınızı bir kenara koyun hatta diğerlerini sonsuza kadar kaldıradabilirsiniz 🙂   En zor çıkan makyaj ürünlerini hatta waterproof rimelleri yada uzun süre kalıcı rujları bile çok rahat ve hiç zarar vermeyecek şekilde temizliyor. Üstelik tamamen doğal bir ürün kullandığınız için (alerji durumu yoksa) cildinize yada gözlerinize zararda vermiyor.
  • Kuru bir cildiniz varsa hiç çekinmeden nemlendirici olarak bir miktar hindistan cevizi yağını cildinize veya vücudunuza uygulayabilirsiniz. Ayrıca tahriş olmuş kızarmış ciltlere de iyi gelecektir.
  • hindistan-cevizi-yağı-saç-maskesiYumuşacık saçlar istiyorsanız doğru adrestesiniz duştan önce saçınıza farklı malzemelerle de karıştırıp maske şeklinde uygulayabileceğiniz gibi duş esnasında saç kremi yerine de kullanabilirsiniz. Üstelik şekil almayan kıvırcık saçlarınız varsa buklelerinizi belirginleştirmek içinde bu yağdan saçınızı kuruladıktan sonra şekil vermek için az miktarda kullanabilirsiniz.

 

 

  • Hindistan cevizi yağını deodorant gibi kullanabilirsiniz. Sadece koltukaltına değil ayaklarınıza da bir miktar sürerek oluşabilecek kötü kokuyu önleyebilirsiniz. Aynı şekilde dişlerinizi fırçalamadan önce veya fırçalama esnasında da yine bu yağdan faydalanırsanız oldukça ferah bir koku bırakacaktır.
  • Manikür hastalarına da müjde 🙂 Hiç zarar vermeden tırnaklarınızdaki kütikül tabakayı itmek için vede çabuk kırılan tırnaklarınız varsa tırnaklarınızı güçlendirmek için bu yağı mutlaka denemelisiniz.

Bu kadar mı diyorsanız eğer tabiki bu kadar değil ama bilmeniz gereken belli başlı faydalar bunlardır. Bence hem cilt hem vücut sağlığınızı korumak için sadece bu 10 madde bile hindistan cevizi yağını evinize mutlaka almanız için yeterli olacaktır.

 

Gıda Katkı Maddeleri

Etiket okuma alışkanlığını kazanmanız için çok büyük bir nedeniniz var.

Woman checking food labelling in supermarket

 

Sağlıklı beslenmek adına çabalıyor fakat bir sonuç elde edemiyor musunuz? Tamamen sağlıklı olduğunu düşündüğünüz pek çok gıdanın içerisinde hangi kimyasallar var hiç düşündünüz mü? Çocuğunuza verdiğiniz hazır meyveli yoğurtlar, kakaolu sütler ve paketlenmiş diğer ürünler ne gibi tehlikeler içeriyor farkında mısınız? Kendinizin veya çevrenizdekilerin sağlığını düşünürken bir yerlerde hatta en temellerde sağlam olmayan birkaç taş olabilir. Şimdi bunları hep beraber inceleyelim.

 

Gıda katkı maddeleri:

  • Koruyucular
  • Gıdanın dokusunu, hazırlanma ve pişme özelliğini iyileştirenler
  • Aromayı ve rengi geliştiriciler
  • Besin değerini koruyucu, geliştiriciler

 

Şeklinde gruplandırılabilirler. Her bir grupta farklı katkı maddeleri kullanılmaktadır. Gıda katkı maddelerinin kullanım amacı çok çeşitli sebeplerle olmaktadır ve genel başlıklar yukarıdaki 4 madde ile belirtilmiştir. Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim:

 

Koruyucular:

 

Sodyum Sülfitler ve Sodyum Nitrat

Etiketlerde E250 koduyla yer alan raf ömrü uzatıcı koruyucu madde işlenmiş et ürünlerinin (şarküteri) vazgeçilmezi. Özellikle çocukların bolca tükettiği tost, pizza gibi ürünlerde kullanılan sosis, salam, sucuk, pastırma gibi işlenmiş etlerde bulunur. Hazır baharat ve köfte karışımlarında da bulunur. Aynı zamanda gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında da kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde de bulunurlar.

Bu katkı maddeleri, nitrosaminler denilen kanser oluşturucu kimyasalların oluşumuna yol açarlar. Sülfit duyarlılığı olanlarda baş ağrısı, nefes problemleri, kaşıntı yaratır. Nadir Pankreas kanserini yüzde 67, lösemi riskini yüzde 700 oranında arttırırlar. Başta kolon kanseri olmak üzere her çeşit kanseri tetikler. Çocuklarda beyin tümörü oluşumuna sebep olabilmektedir. Bu nedenle özellikle cenin, bebek ve çocuklar için tehlikelidir.

Bu zararlar E220, E222, E223, E224, E225 ile E249, E251, E252 diye belirtilen kodlar için de geçerlidir.

 

Benzoatlar 

Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır. Fırın mamulleri, peynir, sakız, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak şeker gibi gıda ürünlerinde, eczacılıkta ağız yoluyla alınan birçok ilaçta, öksürüğe karşı antiseptik ve mantara karşı merhem yapımında kullanılır. Astıma, sinirsel bozukluğa ve çocuklarda hiperaktiviteye, kurdeşene neden olabilir ve astımı ağırlaştırabilir.

 

Bu gurubun önemli bir kısmını parabenler oluşturur. Parabenler gıda, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar. Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri oluşmaktadır.

 

E310 Propyl Gallate

Bu koruyucu, katı ve sıvı yağların bozulmasını önlemek için kullanılmaktadır. Bitkisel yağlarda, et ürünlerinde, dilimlenmiş patateslerde, hazır çorbalarda ve sakızlarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir.

 

E320 BHA ve E321 BHT

Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT) katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır. Tahıl ve ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Bebe mamalarında izin verilmemiştir. Alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, estrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir.

 

Gıdanın dokusunu, hazırlanma ve pişme özelliğini iyileştirenler:

 

Trans Yağ

Etiketlerinde margarin ve bitkisel katı yağları içeren krakerler, hazır köfte, çikolata, kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, pizza hamuru, gofret, cips, salata sosları, ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçınmalısınız. Bunlar ürünlerin raf ömrünü uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanılmaktadır.

Trans yağ, kötü kolesterol (LDL) seviyesini yükseltir. Kalp krizi, kalp rahatsızlığı ve inme riskini ciddi ölçüde arttırır. Trans yağlar bağışıklık sistemini zayıflatır, insülin direncini arttırır, karaciğeri ve üreme sistemini etkiler. Gebelerde düşüğe, doğum ağırlığına neden olur ve anne sütünün kalitesini bozar. Hücre zarına da zarar verir.

Gıda etiketlerinde “hidrojenize yağ” içerdiği belirtiliyorsa bunun anlamı trans yağ içerdiğidir. Yani bu yazıyı gördüğümüzde elimizdeki ürünü rafa geri bırakıyoruz.

 

E924 Potassium Bromate

Bu katkı maddesi ekmek ve unlu gıdalarda hacım artırmak ve daha güzel ekmek içi yapısı oluşturmak için kullanılmaktadır. Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadır. Bromat ABD ve Japonya dışında bütün dünyada yasaklanmıştır. Bazı un üreticileri, irmik altı diye adlandırılan kalitesiz unlara kanserojen etkisi yüzünden katılması yasak olan benzol peroksit ve potasyum bromat gibi bazı katkı maddelerini ekleyerek, rengini beyazlatıyor ve ekmeklik unmuş gibi fırınlara pazarlıyor. Beyaz ekmekten uzak durmanız için artık geçerli bir sebebiniz daha var.

 

Aromayı ve Rengi Geliştiriciler:

İşte en tehlikeli yerlerden birine geliyoruz. “Light” adı altında tükettiğiniz pek çok ürünün sağlığınızı nasıl tehdit ettiğine yakından bakalım:

 

aspartam-nelerde-varAspartam (Nutrasweet, Equal) E951

Bu yapay tatlandırıcılar diyet soda, diyet gıdalar ve düşük kalorili gıdalarda kullanılmaktadır. 2005 de yapılan en son araştırmalar küçük dozlarda bile farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana getirdiğini ortaya koymuştur. Suni tatlandırıcılar gıda değil kimyasaldır. Tüm diğer gıda ve gıda katkı maddelerinin toplamından daha fazla yan etkisi vardır.

Özellikle aspartama duyarlı bireylerde daha yoğun bir şekilde belirti verir. Baş ağrısı, baş dönmesi, unutkanlık, eklem ağrısı, bulantı, uyuşukluk, kas spazmları, şişmanlık, depresyon, korku atakları, huzursuzluk, konvülsiyon, uykusuzluk, görme kaybı, işitme kaybı, kulak çınlaması, yorgunluk, tat kaybı, Parkinson, çarpıntı, nefes darlığı, cilt döküntüleri, MS (Multipıl Sıkleroz) gibi hastalıkların yanı sıra beynin işleyiş sürecini yavaşlatır, kanseri tetikler.

Özellikle zayıflamak için suni tatlandırıcı kullananların bilmesi gereken önemli bir etki de metabolizmayı yavaşlatarak aslında daha fazla yağ biriktirmeye neden olması. On binden fazla gıda maddesinde kullanılıyor.

 

E950 Acesulfame-K 

Asesulfam-K normal şekerden 200 defa daha tatlıdır. Fırın ve pasta ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve meşrubatlarda kullanılmaktadır. Herhalde kanserojen etkisinin olduğunuda ekstra belirtmeme gerek yoktur.

 

Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu :

Ketçap, krema, soda, kola, gazoz, şekerleme, hazır çorba, çikolata, gofret, puding, hazır kek gibi özellikle çocukların sıkça tükettikleri gıda değeri olmayan besinlerde bolca kullanılır. Bazı çalışmalar, yüksek fruktozlu mısır şurubuna intoleransı olan insanlarda kronik karın ağrısı ve diğer sindirim bozuklukları ortaya çıktığını göstermiştir. Bunun yanı sıra diyabete, kansızlığa ve obeziteye davetiye çıkarıyor.

 

Gelelim tükettiğimiz hazır gıdalar arasında en kötü etkili lezzet arttırıcıya:

Monosodyum Glutamat (MSG) ya da E621

MSG hazır çorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş balık, BÜTÜN CİPSLER, gofretler ve bazı soya soları gibi pek çok paketlenmiş gıda maddelerinde lezzet arttırıcı bir eksitoksindir. Eksitoksin, hücreleri aşırı uyarır. Bu da hassas sinir hücrelerin zarar görmesine ve ölmesine neden olur.

 

Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıkları, sara (epilepsi), retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı), yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, büyüme hormonu baskılanması, pankreas hasarı, ensülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet; ayrıca böbrek ve karaciğerde hasar yaratır. Baş ağrısı, bulantı, ishal, terleme, göğüste sıkışma, boyun arkasında yanma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Etiketlerde glutamin, glutamat, MSG ve monosodyum glutamat olarak yer alan bu zehir, tatlı-tuzlu her türlü yiyeceğin lezzetini arttırdığı için gıda üreticileri tarafından bolca kullanılıyor.

 

Gelelim işin renklendirme kısmına:

Yapay gıda renklendiricileri çocuklarda davranış bozukluklarına ve önemli ölçüde IQ seviyesinin düşmesine yol açıyor. Hazır gıdalarda bol bol kullanılıyor. Meyve ezmelerinde, gazlı içeceklerde, hazır pudinglerde, toz kremalarda, çorbalarda, soslarda, dondurmada, tatlılarda, sakızda, jellerde, marmelatlarda, meyveli yoğurtlarda, reçellerde, ketçap, mayonez hardalda ve hatta sucuklarda bile (ev yapımı sucuk kahverengi iken marketten aldığınız sucuk nasıl iştah açıcı bir şekilde kırmızı olabiliyor?) bu tür boyalar bulunuyor.

İşte sıklıkla tükettiğiniz, sizi günden güne kansere sürükleyen gıda boyaları:

101798

Sunset yellow (E110)

Tartrazin ( E102)

Karmoisine (E122)

Panceau (E124)

Quinoline (E104)

Allura red (E129)

Sodyum Benzoat (E211)

E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)

E127 Red 3(Erythrosine)

 

Bu belirttiğim kodlara sahip renklendiricilerin bir kısmı Norveç, Avusturya, İsviçre, Almanya ve Amerika gibi ülkelerde yasaklanmıştır. Yan etkileri hemen hemen aynıdır. Tiroid kanseri, kurdeşen dökme ve astım atakları, hipertroidi, alerji, hiperaktivite gibi belirtiler vermektedir.

 

İşte gördüğünüz gibi etiket okumak sadece kalori değerine bakmakla olmuyor. Her zaman söylüyorum kalori değil içerik önemlidir diye. Tükettiğiniz besinin içeriğini bilin, daha çok doğal beslenmeye çalışın. Marketlerden hazır meyveli yoğurtları sizde yemeyin çocuklarınıza da yedirmeyin 1 dakikanızı ayırıp meyveyi kendiniz ekleyin yoğurdunuza kimsenin hayatını tehlikeye atmayın. Paketli gıdalar kilo almanıza sebep olduğu gibi sağlığınızı da son derece önemli bir şekilde etkiliyor. Bir an önce etiket okuma alışkanlığı kazanmanız çok önemli tehlikeli olduğunu düşündüğünüz maddeleri mümkün olduğunca kullanmamaya çalışın. Nadir durumlarda yani ayda yılda bir dediğimiz zamanlarda tüketmeniz daha sağlıklı olacaktır.