Gençleştiren ve Enerji Veren Güç: Koenzim Q10

Koenzimin güçlü etkileri ile tanışmaya ne dersiniz?

Eminim pek çoğunuz bu ismi özellikle kremlerde oldukça sık duymuşsunuzdur.Çünkü özellikle cilt bakım ürünlerinde baş tacı olan bu bileşik oldukça güçlü bir antioksidan ve cilt yenileyici etkiye sahip.Ama tabiki biz sadece bununla ilgilenmiyoruz pek çok hastalığa karşıda oldukça etkili kendisi. Önce biraz koenzimi tanıyalım isterseniz; coQ10

İnsan ve hayvanlarda doğal olarak sentezlenebilen yağda çözünen vitamin benzeri bir bileşik olup canlıya enerji vermekle görevlidir.  Kısaca bu şekilde tanımlasak da olayın özü sadece enerjide bitmiyor gelin bakın daha ne kadar güzel etkileri var:

 

pexels-photo-720815.jpeg

Enerji demişken önce enerjisinden bahsedelim. Tükettiğimiz gıdaları enerjiye çevirmekle görevli olduğu için diyet yapan kişilerde veya mevsimsel geçişlerde hissettiğimiz kronik yorgunluklarda ekstra enerji kazanımı sağlamak adına oldukça güzel bir takviye.

 

  • Oldukça güçlü bir antioksidan olduğu için özellikle kalp ve kardiyovasküler sistem üzerine olumlu etkileri bulunmakta. Kalp krizi geçiren bireylerde ek olarak kullanıldığında hayat kalitesinin arttığı ve tekrar kalp krizi geçirme riskinin azaldığı görülmüş. Bununla birlikte kalp yetmezliği olan bireylerde ise vücutta oluşan ödemlerin atımını kolaylaştırıp kişinin hareket etme potansiyelini arttırdığı gözlemlenmiş.
  • Yüksek tansiyon hastalarında yapılan bir çalışma ise olumlu sonuçlanmış yeterli sodyum alımı ile birlikte tansiyon normal seviyelerde seyretmeye başlamıştır.koenzim-q10-nedirYüksek kolesterol şikayeti olan kişiler üzerinde yapılan bir çalışmalarda kişilerde koenzim Q10 eksikliği belirlenmiş. 53 kişilik erkekten oluşan bir gruba 2 hafta boyunca koenzim Q10 takviyesi verilmiş ve bu 2 haftanın sonunda kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol seviyelerinde ortalama %12.7 azalma tespit edilmiş.
  • Bazı kanser hastaları üzerinde yapılan çalışmalarda ise tümörlerin yayılmasını engellediği  ve boyutlarını küçülttüğü gözlemlenmiş.

pexels-photo-774866.jpeg

Koenzim hücre yenilenmesinde ve canlılığını korumasında oldukça etkili bu nedenle cilt yenilenmesi ve kırışıklıkların azaltılması için üretilen pek çok dermotolojik üründe yer almaktadır.

 

 

  • Konstantrasyon ve dikkat eksikliği gibi sorunlarda da kullanılabilmektedir.
  • Yeterli çalışma olmasa da erkeklerde sperm hareketliliğini ve kalitesini arttırmaya yönelik çalışmalar olmuştur. Bununla bilikte AIDS  gibi hastalıklarda bağışıklığın güçlenmesi amacı ile ve migren tedavisinde de kullanılmaktadır.

Koenzim Q10  vücut tarafından salgılanıyor fakat yaşla birlikte üretimi de azalıyor tabiki amaaa panik yok! Yediklerimizle  alabildiğimiz gibi takviye edici gıda olarak da alabiliyoruz. Bu sayede bu harika bileşikten daha fazla yararlanabiliyoruz.  Günlük alım miktarı tam olarak netleşmemiş olsa da aşırı ek olarak alınmadığı sürece herhangi bir yan etkisi veya zararı bulunmamakta. Ancak bazı ilaçlarla etkileşime geçebilir veya etkisini azaltıcı etkisi bulunabilir o nedenle; kan sulandırıcı ilaç, kemoterapi ilaçları veya tansiyon ilacı gibi ilaçlar kullanıyorsanız mutlaka doktor gözetiminde almanız gerekiyor.

Koenzim Q10 içeren besinler:

pexels-photo-533325.jpeg

En çok kırmızı et ürünlerinde ve sakatatlarda bulunuyor bununla birlikte tavuk etinde de bulunmakta

Somon ve ringo gibi yağlı soğuk deniz balıklarında da iyi miktarda bulunuyor.

 

Az miktarda da olsa: Yer fıstığı, şam fıstığı, badem gibi yağlı tohumlarda bununla birlikte brokoli ve karnabahar gibi sebzelerde de bulunmaktadır.

UYKU DÜZENİNİZİ YERİNE GETİRECEK 10 ÖNERİ

Eğer sizde uyku problemi yaşıyorsanız bu yazı tam da sizin için.

Gerek sağlıklı bir yaşam sürmek için, hormonlarımızın sağlıklı bir şekilde salınımı için gerekse kilo kontrolü sağlamak için uykunun ne kadar önemli artık neredeyse hepimiz biliyoruz diye düşünüyorum, bununla birlikte çoğunuzun  “tamam bunu biliyoruz da gelde bi sor uyuyabiliyor musun”  diye içinden geçirdiğini de biliyorum 🙂 İşte bugün tam da bunun için buradayım

cara-agar-cepat-tertidur

Sağlıklı bir uyku; sağlıklı ve enerjik bir gün hatta bir ömür geçirmeniz için çok önemli bir unsur.Ama ne yazık ki pek çoğumuz uykuya dalma konusunda sıkıntı çekiyoruz. Bakalım bunun için neler yapabiliriz?

kafeinin-anne-sutu-uzerindeki-etkileri

Kafein Alımını Azaltın: Yüksek kafein içeren içecekler gün içerisinde her ne kadar hayatımızı kurtarsa da akşam saatlerinde düşmanımız olabiliyorlar. Bu sebeple eğer fazla çay/kahve içiyorsanız miktarını azaltmaya gidebilirsiniz veya en azında akşam saatlerinde içmekten kaçınabilirsiniz. Bunun yerine bol bol su tüketebilirsiniz.

Sakinleştirici Çaylar İçin: Çay kahve içmiyorum tamam ama suyu da yeterince içtim sıcak birşeyler içmek istiyorum diyorsanız. Melisa, adaçayı, papatya, kediotu ve çarkıfelek otu tam sizin için. Özellikle kediotu ve çarkıfelek otu vücudu rahatlatma konusunda etkili bitkiler o nedenle bu tarz çaylar (veya sizi rahatlattığını hissettiğiniz başka çaylar) uykuya geçmenizi kolaylaştırıp rahat bir uyku çekmenizi sağlayacaktır. Ancak bitki çaylarını genel olarak sürekli içmenizi tavsiye etmem bunlar sadece yukarıda ki çaylar değil hepsi için geçerli. bir kaç gün kendinizi alıştırmak için kullanıp biraz ara verip daha sonra devam edin bu sayede çayında etkisini azaltmamış olursunuz.

Yatakta Başka Şeylerle Uğraşmayın:  Telefonla olan bağınızı yatağa girmeden en az 1 saat öncesinden kesin. Özellikle de ciddi uyku probleminiz varsa asla elinizde telefon tablet gibi elektronik cihazlarla yatağa girmeyin yatakta tv izlemeyin. Yatak sadece uyku aracı olmalı sizin için. Vücudunuz bunu bilmeli, yatağa gittiğinizde uyumanız gerektiğini vücudunuz anlamalı. Bu tarz dikkat dağıtan elektronik eşyalarla ilişkinizi yatağa girmeden önce kesin.  Biraz zor olabilir ama komple yatak odasına hiç elektronik eşya sokmamanız çok daha sağlıklı olacaktır.

yatak-odanizda-bu-3-kurala-dikkat-9888985_8337_m

Uykunuz Gelmeden Yatmayın: bir önceki adımda da bahsettiğim gibi yatak sizin sadece uyku yeriniz olmalı. Eğer uykunuz gelmeden kendinizi zorlayarak uyumaya çalışıyorsanız bu bir ritüel haline gelir ve yatak sizin rahatlama yeriniz değil rahatsız olduğunuz yer olur. Amacımız yatakta dönüp durarak uyumak değil yatağa girdikten sonra hemen olmasa da kısa süre içerisinde rahat bir uykuya dalmak. O nedenle bir önceki adımları yerine getirerek sadece uykunuz geldiğinde yatağa girmelisiniz.

Egzersiz/Meditasyon yapın: Burada egzersizden kastım vücudu yoracak şeyler değil, tabiki bir kaç saat önceden spor yapmışsanız ne ala ama hemen yatmadan önce de spor yapmak yerine hafif egzersizler yapmak daha etkili olacaktır. Esneme hareketleri vücudu rahatlatacağı gibi mental anlamda da rahatlamanızı sağlayacaktır. Bununla birlikte nefes egzersizleri de yapabilirsiniz. Ben egzersiz yapmak istemiyorum diyorsanız yatağınızda iken nefes egzersizleri ile meditasyon yaparak harika bir uyku deneyimi de yaşatabilirsiniz kendinize.

Ritüel Oluşturun: Kendi uyku ritüeliniz oluşturun. Nasıl ki sabah kalktığımızda elimizi yüzümüzü yıkıyorsak yıkamazsak rahatsız hissediyorsak gece yatmadan öncede bir ritüel oluşturun. Bununla ilgili diğer önerilerden birer parça alıp bir ritüel düzeni oluşturabilirsiniz. Bitki çayı içip ufak bir egzersizden sonra uyumak gibi. Bu şekilde vücudunuza hep aynı sinyal gidecek; Artık uyku vaktin geldi yatmaya hazırlanmalısın. Bu bir alışkanlık haline geldiği zaman herşeyin daha da kolaylaşacağına emin olabilirsiniz. İlk günlerden etki etmese de düzenli yaptığınız takdirde bunu bir alışkanlık haline getirebilirsiniz.

uyku-kalitesi.jpg

Karanlık ve Serin Ortam Oluşturun: karanlık ortamda uykuya geçiş daha kolay olmakla birlikte tamamen karanlık olan ortamda geceleri salınan hormonlarınız daha rahat bir şekilde salınmakta. Bununla birlikte sıcak ortamlar uykuya dalmanızı zorlaştırıp uyku kalitenizi düşürürken daha serin yada ılık ortamlar daha olumlu yönde etki etmektedir. Yatak odanızı gün içerisinde mutlaka havalandırmalı ve kış aylarında aşırı ısıtarak sıcak bir ortam olmasından kaçınmalısınız.

 

yatakta-sakin-kitap-okumayin-1501593665

Kitap Okuyun: Hazırlıklarını tamamlayıp elektronik eşyalardan da kurtulduktan sonra kendinize zaman ayırabilir ve kitap okuyabilirsiniz. Yatmadan önce kitap okuduğunuz zaman gün içerisinde kafanıza takılan pek çok sorundan da uzaklaşmış ve rahatlamış bir şekilde uykuya dalabilirsiniz. Tabi heyecanlı bir kitap okuyorsanız uyku saatinizi de çok geçirmemeye dikkat edin derim 🙂 Bu tarz kitapları gün içerisinde okuyup yatmadan önce daha hafifi rahatlatacak eserler okumanızda fayda var.

Gün İçerisinde Tükettiğiniz Besinler Uyku Kalitenizi Etkiler: Özellikle yatmadan önce ağır şeyler yemek, fast food beslenmek ve aşırı doygun olmak hem uyurken sizi rahatsız edeceği gibi hemde zaman zaman kötü rüyalar görmenize sebep olarak uyku kalitenizi de düşürecektir. Yatmadan 3 saat öncesinde beslenme işlemi bitmiş olmalı. Gün içerisinde de çok ağır beslenmemeye özen göstermelisiniz. Özellikle gece yatmadan önce abur cubur ve çikolata gibi enerji verecek atıştırmalıklardan da kaçınmalısınız.

Bunun için bir önerim var size: Akşam yemeğinden sonra varsa çay keyfiniz onu da yaptıktan sonra hemen dişlerinizi fırçalayın. Bu sayede yatana kadar yapacağınız kaçamaklardan kurtulmuş olacaksınız. Deneyin ve görün 🙂

084858_93178502

Yastığınıza Aromatik Yağlar Damlatın: Lavanta, portakal çiçeği, adaçayı, sandalağacı gibi bitkisel yağların sakinleştirici etkisi olduğu gibi oldukça hoş kokulu olmaları sayesinde uykuya dalışınızı kolaylaştırabilirler. Yalnızca 2-3 damlası bile yeterli olacaktır. Dilerseniz tek başına veya koku zevkinize göre farklı yağları karıştırarak da bunu deneyimleyebilirsiniz.

 

original

 

     HEPİNİZE İYİ UYKULAR 🙂

GAPS DİYETİ

Son zamanlarda çok merak edilen diyetlerden birisi GAPS diyeti nedir bilmek ister misiniz?

Son zamanlarda çok merak edilen diyetlerden birisi GAPS diyeti. Açılımı “Gut And Psycoholgy Syndrome Diet ” olan (bağırsak ve psikoloji sendromu), Sızıntılı bağırsak sendromu düzeltmek ve bağırsak epitel dokusunu iyileştirmek için yola çıkılarak oluşturulmuş bir diyet.

37265_3

Günümüz şartlarında ne yazık ki işlenmiş hazır gıdalara, asitli/şekerli içeceklere, zararlı karbonhidrat ve fast food ürünlerine olan  rağbet artıyor. Bu da beraberinde pek çok sorunu getiriyor. Tüm bunların yanında son zamanlarda yaygınlaşan antibiyotik kullanımı, antidepresan kullanımı, uyku ilaçları ve bunun gibi pek çok ilacın kontrolsüzce veya fazla kullanımı sebebi ile de ne yazık ki bağırsak floramız bozuluyor. Daha öncede defalarca bahsettiğim gibi bağırsaklar bizim ikinci beynimiz. Psikolojik pek çok rahatsızlık bağırsak mikrobiyotasının sağlıklı hale gelmesi ile düzelebiliyor. Pek çok hormon yine bağırsaklarımızdan salgılanıyor. En önemlisi de mutluluk hormonu olarak bildiğimiz serotonin hormonu beyinde değil bağırsaklarda salgılanıyor o nedenle mutlu bağırsaklar mutlu insanlar diyoruz 🙂

Mutlaka size de olmuştur stresli bir hafta geçirdiğinizde kabızlık veya şişkinlik problemleriniz artmıştır. Belki de son zamanlarda bozulan beslenme düzeniniz bağırsaklarınıza zarar verdi ve siz o nedenle streslisiniz? İkisi birbiri ile tamamen ilişkili o nedenle bağırsaklarımıza da kendimize de iyi bakmalı ve en iyi gıdayı kendimize sunmalıyız.

GAPS diyeti dediğimiz diyet, genel olarak “Spesifik Karbonhidrat Diyeti”ne dayanmaktadır. Bu beslenme programında; patojen bakterileri ve mantarları besleyen, nörotoksin üret​en yiyecekler, işlenmiş gıdalar tamamen diyetten çıkarılır. Probiyotik ve prebiyotik desteği sağlayan fermente yiyecekler diyette bolca bulunur.

GAPS Diyeti üç ana bölümden oluşmaktadır:
1.GAPS Giriş Diyeti (6 aşamalıdır, psikolojik ve fizyolojik hastalık semptomları giriş diyetinin ilk aşamalarında ortadan kalkmaya başlar)
2.Tam GAPS Diyeti
(Bağırsak florası tamamen dengelenir ve psikolojik, fizyolojik semptomlar tamamen ortadan kalkar)
3.GAPS Diyetinden çıkış
(Bağırsak florası, duvarı ve epitel dokusu tamamen iyileşmiştir ve GAPS Protokolü doğrultusunda diyetten çıkılır)

İlk başta sevdiğiniz yiyeceklerden uzaklaşma fikri pek sıcak görünmese de uygulandığı zaman değişikliği gördükçe işlenmiş gıdalardan kendiniz uzaklaşmaya başlıyorsunuz zaten. Ama bu kısa süreli değil uzun süreli uygulanması gereken bir program. Süresi hastalığın ciddiyetine göre 1,5-2 yılı da bulabiliyor.

Peki bu diyette tüketilmesi ve tüketilmemesi gereken yiyecekler neler?

cropped-10-adimda-saglikli-beslenme-tuyolari-22.jpg

Öncelikle tüketmeniz gerek yiyeceklerden bahsedeyim biraz:

  • Et ve Balık: Her türlü et, balık, kümes hayvanları ve sakatatları diyette tüketilebilen besin kaynaklarıdır. özellikle et suyu, kemik suyu gibi besleyici değeri yüksek gıdalar çok önemlidir. Yemek yapımında da kullanılabilirler. Ancak bunlar ev yapımı olmalı hazır satılan tavuk suları bu gruba girmiyor. Aynı şekilde işlenmiş etler yada kızartılarak pişirilmiş olan etler diyet için uygun değil.
  • Süt ve Süt Ürünleri: Süt hariç sütten elde edilen yoğurt, peynir, kefir gibi fermente ürünler rahatlıkla tüketilebiliyor. Ancak bunlar hazır değil yine ev yapımı olmalı.

    Süt, evde uygun biçimde fermente edildiğinde proteinlerin çoğu sindirilir, immünoglobulinler parçalanır ve laktoz, fermantasyon mikropları tarafından tüketilir. Fermantasyon; sütü, insan bağırsağının daha kolay idare edebileceği bir hale getirir. Dahası fermantasyon bakterileri; bağırsak astarında sakinleştirici ve iyileştirici etkisi olan laktik asit, çok sayıda vitamin (B vitaminleri, biyotin, K2 vitamini ve diğerleri) ve aktif enzimleri üretirler. Maalesef ticari amaçlı fermente olmuş süt ürünleri, sütün GAPS hastalarına uygun olacak hale gelmesi için yeterince uzun süre fermente olmuyor. Üstelik fermantasyondan sonra probiyotik mikropları öldüren, enzimlere pek çok vitamine zarar veren, proteinlerin yağların ve diğer besinlerin yapısını değiştiren pastörizasyon işleminden geçiyor. Bu yüzden, GAPS hastalarına sadece evde fermente edilmiş süt ürünleri tavsiye ediliyor.

  • Yumurta : Korkmayın düşünüldüğü gibi yumurtanın kolesterol yapmadığı çoktan ortaya çıktı. Günlük ihtiyaçlarınıza göre miktara dikkat ederek tükettiğiniz takdirde hiçbir sıkıntı yok aksine örnek protein olarak kabul edilen yumurta vücutta %100 sindirilip kullanılabilen tek protein kaynağıdır. Bunun yanı sıra sarı kısmında pek çok vitamin ve mineraller ihtiva etmektedir. Ayrıca kolin içeriği sayesinde karaciğer hastalarına da iyi gelmektedir. Tüm bu özellikler bir araya gelince GAPS diyeti için kullanılabilen besinler arasına giriyor.
  • Nişastasız Sebzeler: Enginar, pancar, kuşkonmaz, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, havuç, salatalık, kereviz, yeşil fasulye, kabak, patlıcan, sarım- sak, soğan, karalahana, marul, mantar, maydanoz, taze bezelye, her renk biber, bal kabağı, çalı fasulyesi, ıspanak, domates, turp, şalgam, su teresi diyette kullanılabilecek besinler arasında anacak ishal problemi varsa sebzelerin kabukları soyulup çekirdekleri çıkarılarak tüketilmeli. Evde dondurduğunuz nişastasız sebzeleri de kullanabiliyorsunuz. Diyetin aşamalarına uygun olarak pişmiş, sebze suyu veya çiğ olarak kullanabiliyorsunuz.
  • Bütün Meyveler: İshal durumu olmadığı sürece taze veya kuru olarak bütün meyveler tüketilebiliyor ancak yeterince olgunlaşmış olması gerekiyor.
  • AlmondKabuklu Yemişler ve Çekirdekler: Kavrulmuş veya tuzlu olmadığı sürece her türlü kuruyemiş ve çekirdek programa dahil.

    Kabuklu yemişler ve çekirdekler son derece besleyicidir. Bazı yaşamsal minerallerin, amino asitlerin ve yağların en zengin kaynakların- dandır: magnezyum, selenyum, çinko, omega-6 ve omega-3 yağları, vb. Epidemiyolojik çalışmalar, düzenli olarak kabuklu yemiş ve çekirdek tüketenlerde kalp hastalığı, kanser ve pek çok başka dejeneratif hastalık oranının daha düşük olduğunu gösteriyor.

  • Kurubaklagiller: Kuru fasulye ve mercimek programda kullanılabilen kurubaklagillerden.  Ancak 12 saat suda bekletmek ve daha sonra iyice yıkamak gerekiyor.
  • İçecekler: Bu programda sudan sonra pek çok faydası bulunan et suyu başı çekiyor. Taze sıkılmış sebze ve meyve suları da programa dahil edilebiliyor ama ben sizin yerinizde olsam meyve suyunu tüketmem 🙂 Hazır satılan meyve-sebze suları zaten yasak. Sebze suları özellikle detoks açısından harika fakat meyve suyunu çok öneremeyeceğim ben. yalnızca smoothie şeklinde olup 1 veya 2 porsiyon meyve kullanıldığında daha iyi olur. Çay kahve yasak değil ama çayı açık ve bir dilim limon ile içmekte fayda var kahvede ise sınırlı tüketim önemli. Suyun öneminden sanırım artık bahsetmeme gerek yok siz konuyu biliyorsunuz:) tek dikkat etmeniz gereken ise yemeklerden önce veya sonra içmeli yemek esnasında içmemelisiniz çünkü sindirimi zorlaştırıyor.

 

  • Yağlar: Bitkisel olarak yalnızca soğuk sızma zeytinyağı onu haricinde bütün hayvansal kaynaklı yağlar kullanılabiliyor. Yemeklere de özellikle hayvansal kaynaklı yağların kullanılması tavsiye ediliyor. Bu kısım bende tartışmaya açık, çok içime sindiğini söyleyemiyeceğim 🙂 Doğal olursa Tereyağı elbette faydalı ancak diğer hayvansal yağların fazlaca tüketilmesi doymuş yağ olduğu için açıkcası çok sağlıklı gelmedi bana ama miktarına dikkat ederseniz tabiki problem oluşturmayacaktır. Zaten sınırsız denmiyor sadece kullanılabilecek gıdalardan bahsedilmiş.

  • Tuz: Sofra tuzu olarak adlandırdığımız sodyum klorür bildiğiniz gibi zararlı ancak deniz tuzu tavsiye ediliyor.
  • Bal: Doğal olduğuna emin olduğunuz balı miktarına dikkat ederek tüketebiliyorsunuz.

Sıra geldi kaçınmanız gereken gıdalara: 

tahıl.jpg

 

Tüm tahıllar ve onlardan yapılan her şey: Buğday, çavdar, yulaf, pirinç, mısır, darı, süpürge darısı, arpa, karabuğday, akdarı, kavuzlu buğday, bulgur,  quinoa , kuskus. Bunları keserek hatırı sayılır miktarda nişasta ve bütün glüten diyetten çıkmış oluyor.

Şekerin (sakkaroz) dışında tükettiğimiz karbonhidrat çeşitlerinin başında nişasta gelir. Tüm tahıllar ve bazı kök sebzeler (patates, Hint yer elması, tatlı patates, yer elması, tapyoka) nişasta yönünden çok zengindir. Nişasta, yüzlerce tek şekerin birleşerek çok sayıda dalı olan uzun bir kordon oluşturduğu büyük moleküllerden meydana gelir. Nişastanın sindirilmesi, sindirim sistemi için kolay değildir ve karmaşık yapısı yüzünden sağlıklı insanlarda bile nişastanın çoğu sindirilemez. Sindirilmemiş nişasta, bağırsaktaki patojen floranın çoğalıp toksin üretmesi için harika bir yiyecektir. Beyaz ekmek; yeterince sindirilmeden, sakız gibi yapıuşkan bir maddeye dönüşür. Bu madde, hastalık yapıcı bakterilerin ve parazitlerin çoğalması için harika bir ortam yaratır.

GAPS hastalarının diyetinde nişastaya yer yoktur. Yani tahıl yok, tahıldan yapılmış herhangi bir yemek ve nişastalı sebzeler yok. Klinik uygulamalar, bağırsağa çift şekerler ve nişastasız yeterince uzun bir zaman tanındığında ancak, bağırsakların iyileşme şansı olduğunu gösteriyor. Bu iyileşme gerçekleştiğinde kişi, olumsuz etkilerini yaşamadan tahıl ve nişastalı sebze tüketmeye devam edebilir.

 

Un yerine ne kullanacağız dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Öğütülmüş kuruyemiş unlarını kullanabiliyorsunuz. Ne kadar ulaşılabilir olacağı tartışmalı tabi :)) Bu durumda en iyisi unlu mamul kullanmamak oluyor sanırım.

  • Tüm nişastalı sebzeler: Yukarıda adı geçmeyen sebzeler; Patates, Hint yer elması, tatlı patates, yabani havuç, beyaz yer elması, gibi nişastalı sebzeler de diyette yer almaz.
  • Şeker ve şeker içeren her şey
  • Nişastalı bakliyatlar: soya fasulyesi, maş fasulyesi, nohut, fasulye filizi, bakla diyet süresince beslenme programında yoktur. Çünkü nişastanın her çeşidi, GAPS hastalarının anormal bağırsak florası nedeniyle fermente edilemez ve sindirilemez.
  • Laktoz ve laktoz içeren ürünler
  • İşlenmiş gıdalar
  • Soya

Otistik, şizofrenik, hiperaktif, disleksik, astımlı herhangi bir GAPS hastası, diyetinde hiçbir işlenmiş gıdaya yer vermemelidir. Bütün gıdalar taze alınmalıdır, evde hazırlanmalıdır ve doğadaki hallerine en yakın şekilde tüketilmelidir.

vejetaryenbeslenme

Geldik yolun sonuna 🙂 Bu diyet tahmin edebileceğiniz gibi daha çok ciddi vakalarda uygulanıyor. Ancak bağırsak problemleriniz varsa veya kilo verme de sorun yaşıyorsanız kısa süreli uygulanabilir çünkü bahsedilen besinler bağırsak florası için hep faydalı besinler.

“Bu bilgiler kitaptan alınmış olan bilgilerdir.” İçerisine bazı yerlerde kendi yorumu mu da kattım.

Sağlıklı beslenmek için aşırı kilo almayı veya hasta olmayı beklemeyin ki bu şekilde kendinizi kısıtlamak zorunda kalmayın derim. Yararlı ve zararlı yiyecekler belli mümkün olduğunca işlenmiş gıdalardan ve rafine karbonhidratlardan kaçının dengeli beslenin ve arkanıza yaslanıp sağlığın tadını çıkartın.

Avokado Puding

Fit tatlının en güzel ve en sağlıklı hali bence 🙂 Düşünsenize hem sağlıklı yağlardan yararlanıyorsunuz, hem en tatlı antioksidan kaynağından, hemde şekerin en doğal halinden … Ek olarak lif kaynağı da tüketmiş oluyorsunuz…

img_3760

Sizi daha fazla meraklandırmadan hemenn malzemeleri sıralıyorum:

  • 2-3 adet tam ceviz (badem yada fındıkta kullanabilirsiniz tamemen size kalmış)
  • 1 adet avokado
  • Kakao
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı bal veya reçel ( ben önce bal kullanmıştım daha sonra süsleme amaçlı ev yapımı çilek reçelinin sadece çileğini kullandım ama o kadar leziz oldu ki anlatamam dilerseniz hiç bala bulaşmadan sizde reçelle süsleyip daha sonra bütün halinde tüketebilirsiniz 🙂 )
  • Üstü için: Hindistan cevizi tozu

Videoda da göreceğiniz gibi yapmanız gereken tek şey bütün malzemeleri blenderdan geçirmek daha sonra da afiyetle hüpletmek.

Ev Yapımı Nefis Tam Buğday Ekmeği

Merhabalar, bugün pek  çoğumuzun vazgeçilmez besini olan ekmeğin kolayca evde yapabileceğiniz bir tarifi ile karşınızdayım 🙂

Merhabalar, bugün pek  çoğumuzun vazgeçilmez besini olan ekmeğin kolayca evde yapabileceğiniz bir tarifi ile karşınızdayım 🙂

Dikkatttt ev yapımı bile olsa tüketim miktarını abartmak yok 🙂

Malzemeler:

Hamur için:

  • 4-4,5 sb tam buğday unu
  • 2 sb ılık su (1 bardağını süt olarak da  kullanabilirsiniz)
  • 1 pkt instant maya
  • 2 tk tuz
  • 1 tk şeker veya bal

İçi ve Üstü için:

  • Ceviz /fındık
  • Keten tohumu
  • Ay çekirdeği

tambugdayekmek.jpg

 

 

Yapılışı:

  • Hamur malzemelerini 10-15 dk kadar iyice yoğurun. Hamurun durumuna göre unu veya suyu arttırıp azaltabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken suyun yada sütün ılık olması.
  • Hamuru iyice yoğurduktan sonra yaklaşık 1 saat kadar ağzını kapatıp mayalanmaya bırakın.
  • Mayalanıp kabaran hamurun içerisine isteğinize bağlı olarak ceviz, ay çekirdeği vs ekleyebilirsiniz . Dilerseniz kuru domates bile ilave edebilirsiniz.
  • Bütün malzemeleri tekrar karıştırıp 10 dk kadar daha bekletin ve tepsiye yada baton kalıba alın.
  • İsterseniz fırını çok ısıtmadan fırının içerisinde veya dışarda 15- 20 dk kadar daha hamurunuzu son kez mayalanmaya bırakın.
  • Hamur tekrar kabarınca fırında pişirip çıkan kokunun keyfine varabilirsiniz.

Not: Benim dalgınlığıma geldi üzerine az birşey su serptim ve üstünü kapattım o nedenle yumuşadı fırından çıkarınca siz benim gibi yapmayın çıtır çıtır olsun 🙂 Bende sonra yeniden fırınlamak zorunda kaldım 🙂

                                                           

                                                                                                                                   Afiyet Olsun…

 

 

VÜCUT TİPİNE UYGUN BESLEN KOLAYCA ZAYIFLA

Vücudunuzu yeterince tanıyor musunuz? Peki nasıl besleneceğinizi biliyor musunuz? İsterseniz beraber inceleyelim …

Pek çoğumuz vücudumuzun belirli bir bölgesindeki yağlanmadan şikayetçi olmuşuzdur. Kolumdaki yağlardan nasıl kurtulurum, bacağım daha hızlı nasıl incelir?…  gibi sorularla çok kez karşılaşıyorum. Öncelikle belirtmeliyim ki böyle bir besin henüz keşfedilmedi, keşfedilecek gibide durmuyor netice de imkansız bir şey. Ancak vücudunuza genel olarak baktığınızda vücut tipinizi belirleyebilir ve buna göre beslenebilirsiniz. Yani tek bir yere takılmadan vücudu bütün olarak ele almak gerekiyor. Vücudunuz elma tipi, armut tipi, kum saati, ters üçgen veya dikdörtgen şeklinde olabilir.

Detaylı incelendiğinde başka vücut tipleride var fakat bizim en çok karşımıza çıkan elma ve armut tipi vücutlar. Diğer vücut tipleri genel olarak ideal kilosunda oluyor veya kiloya bağlı olarak yağlanma yine belirli bölgelerde yoğunlaşmış oluyor fakat kilo kaybı daha kolay oluyor. O nedenle özellikle elma ve armut tipi vücudu inceleyeceğiz.

Önce şu konuda anlaşalım vücut tipiniz ne ise kilo verdiğiniz zaman onun küçüğü olur yani zayıfladıkça vücut tipi değişmez fakat yağ daha düzenli dağılmış olacağı için sizi eskisi kadar rahatsız etmeyecektir.

Yağlanmanın yoğunluk gösterdiği bölgeler size yemeniz ve uzak durmanız gereken besinler hakkında ipucu veriyor olabilir. Başka bir deyişle “Vücut tipin sana nasıl beslenmen gerektiğini söylüyor.” Hazırsanız bunları incelemeye başlayalım.

fft20_mf5795056

Armut Tipi Vücut: Önce çok sık karşılaştığım için bu vücut tipinden bahsetmek istiyorum. Nedir bu vücut tipi? Yağlanma genel olarak üst bacak ve kalça kısmındadır. Vücudun üst kısmı daha zayıf duruyorken yağlanmanın büyük çoğunluğu basenlerde toplanmıştır. Şimdi size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haber bu yağ diğer vücut tipine göre daha az tehlikelidir. Şöyle ki; buradaki yağlanma deri altı yağlanma olduğu için organlarla doğrudan ilişkili değildir. Yani kalp krizi, diyabet vb rahatsızlık ihtimali diğerine göre daha azdır. Kötü haberse bu vücut tipine sahip insanlar biraz daha zor kilo verirler, aslında kilo verdikçe daha çok üst bölgeden zayıflamaya başlarlar mesela önce belleri incelir bu nedenle bölgesel olarak zayıflamada sıkıntı çekebilirler demek daha doğru olur. Kilo en son kalçalardan gitmeye başlar bu da ne yazıkki kişiyi biraz zorlayabilir. Ama imkansız demiyorum sadece biraz daha fazla zaman alabilir. Neticede kilo alırken de 1-2 ayda almadığınızı düşünürsek bu durum çok da kötü sayılmamalı.

Bu vücut tipine sahipseniz yüksek kalorili tatlılara, yağ oranı yüksek süt grubu ürünlere ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz. Geceleri ve öğün aralarında fazlasıyla açlık hissediyor olabilirsiniz. Bu vücut tipi genellikle östrojen hormonuyla alakalıdır. Yani bu hormonu arttıran besinlere beslenmenizde daha az yer verir veya tüketmekten kaçınırsanız sorunu daha aza indirgemiş olursunuz.

Nedir bu östrojen arttıran besinler? Keten tohumu, kuru meyveler, soya ürünleri, nohut(baklagiller), bezelye, yulaf ezmesi, sarımsak, adaçayı gibi besinler. Bu besinleri komple hayatınızdan çıkartmaya gerek yok tüketim sıklığını azaltmanız yeterli bunun haricinde kafein tüketimini , yağ oranı yüksek süt grubu ürünlerini  (krema, süt tozu gibi) ve işlenmiş et ürünlerini tüketirken daha dikkatli olmanızda mümkünse en aza indirgemenizde veya bir süreliğine diyetinizden çıkarmanızda fayda var.

Neler tüketebilirsiniz? Tam tahıllı ürünler, yarım yağlı süt veya ev yapımı süt grubu besinler, Yüksek lifli meyveler/sebzeler ve yağ oranı daha düşük sağlıklı ve doğal protein kaynakları tercih edilebilir.

original

Elma Tipi Vücut: Bu vücut tipi daha dikkat edilmesi gereken bir vücut tipidir. Yağ karın bölgesinde toplanmıştır kollar ve bacaklar gövdeye göre çok daha incedir. Karın bölgesindeki yağlanma tehlikeli olup kardiyovasküler hastalıklara ve diyabete davetiye çıkardığı için çok dikkatli olunması gerekir. Hangi vücut tipine sahip olursanız olun bel bölgesindeki yağlanma daima en tehlikelisidir.

Bu vücut tipine sahipseniz daha çok şekerli yiyecek/içeceklere ve nişastalı ürünlere ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz. Özellikle yemeklerden hemen sonra tatlı isteğiniz artıyor olabilir. Bu vücut tipine sahip insanlarda insülin hormonuna çok dikkat etmek gerekir. Aynı zamanda kortizol hormonu da fazla salgılanıyor olabilir. (stres) Bu tip vücuda sahipseniz glisemik indeksi yüksek besinlerden(Muz, kavun, incir, üzüm, patates, bezelye, havuç gibi), rafine karbonhidratlardan, basit şekerden kaçınmalısınız.

Peki neleri daha ağırlıklı tüketmeliyiz? Sağlıklı yağlara (kuruyemişler, avokado, zeytinyağı, balık yağı), Yeşil yapraklı sebzelere, kaliteli protein kaynaklara beslenmenizde mutlaka yer vermelisiniz.

Daha önce de belirttiğim gibi stres te bu bölgede yağlanmaya sebep olabiliyor o nedenle bu konu hakkında da imkanlarınız dahilinde yardım alabilir veya edindiğiniz bilgiler ışığında yaşam şeklinizde değişikliklere gidebilirsiniz.  Stresin en iyi sporla atılacağını da unutmayın tabii .